3 Ocak 2018 Çarşamba

Sisli Hatıralar Rıhtımı || Hazel Gaynor



En büyük hikâyeleri zaman anlatır, kaybolan hayallerinizi ise kalbiniz…

İrlanda 1912… Küçük bir köyün on dört sakini, Amerika’da daha iyi bir hayat kurma umuduyla rüyalar gemisi Titanic ile denize açılır. Ancak bu yolculuk, on yedi yaşındaki Maggie Murphy için acıdan ibarettir. Geleceği, bilinmeyenlerin ülkesine bağlıyken kalbi İrlanda’da, ardında bıraktığı sevdiğindedir. Batmaz denilen gemi okyanusun serin sularına gömüldüğünde, Maggie çok az sayıda kurtulan yolculardan sadece biridir. Amerika’da bir hastanede tek başına gözlerini açtığında hatırladığı şey, gemi batarken ortalığı kaplayan o korkunç gıcırtı sesi ve buz gibi suda donarak hayatını kaybeden masum insanların çığlıklarıdır… Hayatta artık tek başına yaşam mücadelesi verecek olan Maggie, bir daha o korkunç olaydan bahsetmemeye kararlıdır.

Chicago 1982… Babasının acı kaybıyla yasa boğulan Grace Butler, artık hayatına yön vermek zorunda olduğunun farkındadır.  Çok sevdiği büyük büyükannesi Maggie, tüm hayatı boyunca kalbinde taşıdığı Titanic hakkındaki içini sızlatan acıyı onunla paylaştığında, Grace artık nasıl bir yol izlemesi gerektiğini biliyordur. Belki de artık hayaletlerden kaçmak yerine onlarla yüzleşmesi gerekiyordur…

Menekşeler Fısıldarken’in yazarı Hazel Gaynor’ın kaleminden dökülen Sisli Hatıralar Rıhtımı, gerçek hikâyeleri kapsamasıyla birlikte Titanic felaketinin kurtulanları ve sonraki nesli nasıl etkilediğini muhteşem bir dille anlatıyor. Kitabı okurken okyanusun serinliğini yüreğinizin derinliklerinde hissedeceksiniz…  

“Tarihi olaylarla yoğrulmuş, zengin içerikli bir roman. Titanic felaketini derinlemesine işleyen bu kitabı elinizden düşüremeyeceksiniz.”
Booklist

11 Aralık 2017 Pazartesi

Kabus || Jeff Gunhus

Yatarken kitabı başucuma almadığım doğrudur, gece karanlıkta içindeki karakterler canlanır, rüyama falan girer, öyle bir manyak etti beni🙈
⚜
Jack Tremont eşi ve iki kızıyla yeni bir hayata başlamak için küçük bir kasabaya taşınır. Her şey çok güzeldir. Ama fırtınalı bir gecede şarhoş bir adamın onu kızı hakkında uyararak “kaç” demesi ve arabasını yağmur yüzünden durduğu bir noktada kızını alıp götürmek isteyen bir yabancı ile işler çıkmaza girmektedir. Ve bir gün küçük kızı Sarah kaçırılır. Ve suç, ortalıkta görünmeyen psikolojik sorunları olan babaya kalır.

Jack, Lonetree'nin kendisine şehrin sırrını gösterene kadar neye inanacağını bilemiyor. Ve şehrin sırrı ile dostlar ve düşmanlar yavaş yavaş kitapta belirmeye başlıyor. Kan ile sulanmış bir geçmiş geleceğe uzanmak istiyor.
Her bölümde ayrı bir tempo ile kitabı heyecan içinde okudum. Telepatik ve ruhani güçler, kitapta öyle bir işlenmiş ki, gerçek olabilir mi dedim hep. (İnanırım ben böyle şeylere🙈) Öbür dünyevi inanç ötesi olaylar insanı nasıl ürpertiyor tüylerim diken diken oldu. Yazar okuyucusunu nasıl heyecanlandıracağını iyi biliyor. İyi ki daha fazla yazmamış yoksa kalpten giderdim ben😈

Karanlık sırlar, kitabın sonunda ortaya çıkıyor mu? Çıkıyor! Ama bu karanlık insanların peşini bırakacak gibi durmuyor. Çünkü kitabın devamı geliyor. Yeni gerilimlere ve uykusuz gecelere hazır mısınız? 😈😈

29 Kasım 2017 Çarşamba

Issız Kar Taneleri || Kimberley Freeman



Kar taneleri kaybedilmiş bir çocukluk için dökülen gözyaşını şefkatle kucaklar…

Sovyetler Birliği’nin geleceğinin belirsizliğinde büyüyen üç küçük kız… Sofi ve kuzenleri Natalia ile Lena… Aynı hayalleri ve aynı günahları paylaşacak olan bu üç arkadaş, bir söz verirler. Nerede olurlarsa olsunlar asla birbirlerini bırakmayacaklardır. Ancak kış fırtınayı da beraberinde getirir.

Büyüdükçe her biri farklı yerlere, farklı hayatlara savrulur. Hayatlarına karşı duydukları tatminsizlikler ise kıskançlığa, rekabete ve ihanete yol açacaktır. Her acıyla daha derin yaralar alan bir dostluk, nefreti de beraberinde getirmez mi? Öyle ki bu nefret, içlerinden birinin hayatına son vermek anlamına geliyorsa…

Peki, her kış masalı mutlu sonla biter mi?

Issız Kar Taneleri, tutkuları uğruna her şeylerini riske atmaktan çekinmeyen üç kadının hikâyesini anlatan, kaderin getirdiklerine ve onlarla yetinmeyi bilmeye dair dokunaklı bir Kimberley Freeman romanı.   

“Olağanüstü bir hikâye.”
Woman’s Day

“Âdeta modern bir Rus masalı…”
South Australian News

17 Kasım 2017 Cuma

Cennetin Bir’İnci Günü || Süreyya Ülkü Güler



İnciler nasıl oluşur bilir misiniz?

İçlerine küçük bir kum tanesi kaçtığında istiridyeler bundan büyük rahatsızlık duyar ve kendilerine özgü bir salgı oluşturmaya başlarlar. Bu salgı, küçük kum tanesinin etrafında ipeğimsi bir koza örer. Aradan zaman geçtikçe bu koza sertleşir ve ortaya muhteşem parlaklıkta bir inci çıkar. İşte, Süreyya ile güzeller güzeli kızı İnci’nin hikâyesi de tam olarak böyle başlamıştı.

Tekirdağ’dan Hakkâri’ye uzanan zorlu hayat mücadelesini, günün birinde İnci gibi değerli bir mücevhere sahip olmak uğruna verdiğinden habersiz olan Süreyya, kızını kucağına aldığı o büyük günde doktorun ağzından dökülen sözcüklerle hayatının bir kez daha altüst olduğunu sanmıştı. “Down sendromlu olduğunu biliyor muydunuz?” 

Hayır, bilmiyordu… Ama öğrenecek ve herkese istiridyenin içindeki İnci’nin masalını anlatacaktı. +1 kromozom fazla ya da eksik olmanın bir fark yaratmadığını, büyük bir farkındalık yaratarak tüm dünyaya öğretecekti. En önemlisi de İnci’lerin ne kadar güzel güldüğünü ve koskoca evrende evlat kokusuyla yarışabilecek başka hiçbir koku olmadığını gösterecekti yüz binlere…

Cennetin Bir’İnci Günü, bir annenin istiridyenin içindeki inci misali küllerinden yeniden doğuşunun masalını anlatırken, evlat sevgisinin ötesinde hiçbir gücün olmadığını bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Ve İnci’nin ışığı, her sayfada yürekleri biraz daha aydınlatıyor.


13 Kasım 2017 Pazartesi

Kabus || jeff Gunhus



Ölüm hiçbir ayrım gözetmiyordu ve onun tek çıkış yoluysa ölüm karşısında durabilmekti.


Jack Tremont eşi ve iki kızıyla birlikte kendisine musallat olan geçmişini geride bırakıp yeni bir yaşam kurma düşüncesiyle sakin bir kasabaya yerleşir. Fakat çok geçmeden Jack kendisini geçmişinden çok daha karanlık, aldatıcı ve doğaüstü bir kâbusun içinde bulur. Fırtınalı bir gecede karşısına çıkan gizemli ve korkutucu bir yabancı olan Nate Huckley küçük kızı Sarah’nın peşindedir. Gerçeküstü bir dünyada olanları anlamlandırmaya çalışan Jack, kızının ortadan kayboluşuyla bir anda baş şüpheli olur. Kızını kaçırmakla suçlanan Jack’in artık tek bir şansı vardır: Olayların arkasındaki yüzlerce yıllık gerçeği açığa çıkarmak

“Gerçekten korkuyu hissetmek isteyen okurlar bu romana bayılacaklar, öyle ki ışıkları yakmaya kendilerini mecbur hissetseler bile.”

Publishers Weekly

“King’e benzetilen ya da Koontz’a yakın bir üslubunun olduğu iddiasını taşıyan birçok özet görüyorum ve bunlara şüpheyle yaklaşıyorum. Fakat bu kitap için durum farklı, bu iddia gerçek.”

A Goddess of Literature