29 Eylül 2015 Salı
OkuOku Sitesinden Kitap Alışverişi
Okuoku sitesinde çok güzel indirimler var, baktım herkes bu indirimden faydalanıyor bende indirimi kaçırmamak için hemen kitaplarımı seçtim.
Bu siteden yapacağım ilk alıverişim olacak umarım memnun kalırım.
13 Eylül 2015 Pazar
Selvi Atıcı | Sen
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı: 424
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Müptela Yayınları
![]()
Kardeşinin intikamını almak için çıktığın yolda aşkla karşılaşırsan…
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, bilirsiniz. Üstelik bahsi geçen bir kadın ise, asla! Dövüş sanatları uzmanı olan Süheyla, kardeşinin intikamını almak için çıktığı yolculukta kalbini tam bir baş belasına kaptırdı. Ruhu intikam ateşiyle yanıp tutuşurken kalbi aşk ateşiyle kavruldu…
Süheyla'nın adı, 'iyi huylu, sakin' anlamına gelir ancak aldanmayın, yol boyunca elinde muştasıyla aşk ve intikam duygularıyla örülmüş ince bir ip üzerinde ustalıkla yürüyecek gerçek bir kahramandır aslında. O zeki, yumrukları kadar dili de sert bir kadındır. Romanda Demir'le de tanışacaksınız. Aşkın muhatabıdır kendisi. Süheyla'nın intikam mücadelesinde en büyük yardımcısı olacaktır.
Süheyla bizim kitaplarda okuduğumuz ahu gözlü, dolgun göğüslü, manken gibi bir çıt kırıldım değil bu karakter alışılmışın çok dışında, vurdumu oturturan erkek Ayşe'lerden. Ne istediğini bilen, aşırı derece kontrollü ve soğuk kanlı bir kadın.
İlk defa bu kadar baskın bir kadın karakteri okuyorum, Süheyla’ya bayıldım. Keşke ondaki güç ve irade bende de olsaydı diye kıskandım.
Kitap benim için şahaneydi, okurken büyük bir keyif aldım. Neden bilmiyorum ama konusu bana çok farklı geldi ya da farklı gelen ve ilgimi çeken Süheyla karakteriydi. Demir ‘e de bayıldım onun o “Kadın” diye biten cümleleri ancak Demir’e bu kadar yakışır ve ancak Süheyla’ya söylenebilirdi.
Etiketler:
Kitap Yorumları,
Müptela Yayınları,
Selvi atici,
sen
9 Eylül 2015 Çarşamba
Deniz Feneri Koyu - Kimberley Freeman
Tanıtım Bülteninden
İlk olarak "Kır Çiçeği Tepesi" kitabını okumuştum ve yazarın kalemini çok beğenmiştim. Çok duygu yüklü bir hikayesi vardı, geçmişle bu günü harmanlayarak yazmıştı bakalım bu kitabı nasıl diye merakla elime aldım ve beni hayal kırıklığına uğratmadı.
Farklı yüzyıllarda yaşayan iki kadının geçmişini bırakıp kendilerine yeni bir hayat kurmaya çalıştıkları ve yıllar sonra deniz feneri koyunda kesişen hayatlarını anlatıyor.
190-- Ünlü bir kuyumcu ailesinin gelini olan Isabella winterbourne ve kocası ile birlikte çok kıymetli olan bir asayı kraliçeye ulaştırmak için gemi yolculuğuna çıkarlar ama gemi batar ve sadece isabella o kıymetli hazine ile kazadan kurtulur. Kıyıya çıktığı zaman 80 küsür km yolu yürüyerek deniz fenerine ulaşır ve orada Matthew ile tanışır. Ve bu adam geçmişini geride bırakıp yeni bir hayat kurmak için bu genç kadına yardım elini uzatır.
2011-- Libby 20 yıl önce kardeşi işe kırgın olarak deniz feneri koyundan ayrılıp Paris'e yerleşmiş ve 12 yıl boyunca evli bir adamla hayatını geçirmiştir ve bu zaman zarfı boyunca ne kızkardeşini ne babasını görmemiştir. Ama sevgilisinin ölmesi ile deniz feneri koyunda kendisi için aldığı eve giderek bazı şeyleri yoluna koymayı dilemektedir ve burada 1901'de batan gemiyi araştırarak ve kendine yeni bir yol çizerek yaşamına yeni bir yön vermeye çalışmaktadır.
Yine dugusal bir kitap, yine akıcı sayfalar, yine merak dolu bir konu.
Okumaya değer.
Sayfa Sayısı: 488
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya Yayınları
"Belki de kırılmıştır kalbim. Bildiğimiz anlamda kırık bir kalp değil, sadece ortadan ikiye çatlamış bir kalp de değil. Şömine rafından alınıp, sert bir el tarafından sökülerek parçalarına ayrılan, sonra da paramparça bir halde yere bırakılan bir saat gibi. Bir daha çalışamayacak kadar parçalanmış bir saat…"
Ünlü bir kuyumcu ailesinin gelini olan Isabella Winterbourne, kalbi acıdan kavrulsa da, 1901 yılında eşiyle birlikte o çok kıymetli hediyeyi Avustralya parlamentosuna teslim etmek üzere bir gemi yolculuğuna çıkmak zorundadır. Ancak gemi Queensland sahilinde batar ve bu kazadan sağ kurtulan tek kişi Isabella'dır. Ve ne talihtir ki eşinin gözü gibi sakındığı hediye de kıyıya vurmuştur. Isabella bir karar vermek zorundadır. Ya kocasının zengin ve baskıcı ailesine geri dönecektir ya da elindeki bu hediyeyle yıllardır özlemini çektiği saklı rüyasını gerçekleştirecektir. İşte o an uçsuz bucaksız karanlık sahilde bir ışık dikkatini çeker. Ve Isabella deniz fenerinin sığınağına bırakır kendini…
Bir asır sonra Libby Slater, hiç karşılık beklemeden sevdiği adamı kaybedince, artık ona anlamsız gelen Paris şehrini ardında bırakmaya karar verir. Yaşamını çocukluğunun geçtiği Deniz Feneri Koyu'nda devam ettirecektir. Ancak yirmi senedir hiç görüşmediği kız kardeşinin düşüncesi onu endişelendirse de geçmişte yapılan hataların telafisi yoktur. Dahası fener evinde kalmaya başladığı günler ona bu koyun her zaman sürprizlerle dolu olduğunu gösterecektir…
Kır Çiçeği Tepesi ile gönülleri fetheden Kimberley Freeman, farklı yüzyıllarda yaşamış iki kadının geçmişi geride bırakıp geleceklerine yön verişlerini ustalıkla anlatıyor. Ve bu kadınların aradıkları cevaplar ise Deniz Feneri Koyu'nda saklı.
"Freeman, bir asır arayla yaşayan ama geçmişin zorluklarıyla bir şekilde başa çıkan ve aynı deniz fenerinin huzuruna sığınan iki kadının hikâyesini ustalıkla kaleme alıyor."
-Publishers Weekly-
İlk olarak "Kır Çiçeği Tepesi" kitabını okumuştum ve yazarın kalemini çok beğenmiştim. Çok duygu yüklü bir hikayesi vardı, geçmişle bu günü harmanlayarak yazmıştı bakalım bu kitabı nasıl diye merakla elime aldım ve beni hayal kırıklığına uğratmadı.
Farklı yüzyıllarda yaşayan iki kadının geçmişini bırakıp kendilerine yeni bir hayat kurmaya çalıştıkları ve yıllar sonra deniz feneri koyunda kesişen hayatlarını anlatıyor.
190-- Ünlü bir kuyumcu ailesinin gelini olan Isabella winterbourne ve kocası ile birlikte çok kıymetli olan bir asayı kraliçeye ulaştırmak için gemi yolculuğuna çıkarlar ama gemi batar ve sadece isabella o kıymetli hazine ile kazadan kurtulur. Kıyıya çıktığı zaman 80 küsür km yolu yürüyerek deniz fenerine ulaşır ve orada Matthew ile tanışır. Ve bu adam geçmişini geride bırakıp yeni bir hayat kurmak için bu genç kadına yardım elini uzatır.
2011-- Libby 20 yıl önce kardeşi işe kırgın olarak deniz feneri koyundan ayrılıp Paris'e yerleşmiş ve 12 yıl boyunca evli bir adamla hayatını geçirmiştir ve bu zaman zarfı boyunca ne kızkardeşini ne babasını görmemiştir. Ama sevgilisinin ölmesi ile deniz feneri koyunda kendisi için aldığı eve giderek bazı şeyleri yoluna koymayı dilemektedir ve burada 1901'de batan gemiyi araştırarak ve kendine yeni bir yol çizerek yaşamına yeni bir yön vermeye çalışmaktadır.
Yine dugusal bir kitap, yine akıcı sayfalar, yine merak dolu bir konu.
Okumaya değer.
Etiketler:
arkadya yayınları,
Deniz feneri koyu,
Kimberley Freeman,
Kitap Yorumları
5 Eylül 2015 Cumartesi
Gözlerindeki Canavar - J.M. Darhower
Kırmızı Başlıklı Kız, Koca Kötü Kurt'a âşık olursa… Ignazio Vitale iyi bir adam değildi. Onu ilk gördüğümde tehlikeyi sezmiştim. Karanlık ve öldürücü… Büyüleyici ve ürkütücü... İstediğim her şey ve ihtiyacım olan son şey... Saplantı…
Beni ağına düşürmesi, yatağa atması ve hayatına dahil etmesi çok uzun sürmedi. Onun sırları vardı, hayal bile edemeyeceğim sırlar… Gözlerindeki karanlık, ürkütücü ve heyecan vericiydi. O, yakışıklı prens maskesi ardına gizlenmiş bir canavardı ve maskesini çıkardığında her şey değişmişti. Ondan nefret etmek istiyordum. Bazen ediyordum da... Ama bu onu sevmeme engel olmuyordu.
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı: 448
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Yabancı
Karissa 18 yaşında yurtta kalan bir üniversite öğrencisi. Babası onları terk etmiş hiç tanımıyor, paronayak annesi ile oradan oradaya taşınarak büyümüş.
Ignazio Vitale, 38 yaşında siyah takımlı, yakışıklı, karanlık ve zengin bir adam.
Ateş ve barut yan yana durur mu tabiki durmaz aynı kitapta olduğu gibi...
Karissa ve Ignazio ilk defa okul koridorlarında karşılaşırlar, ikinci
karşılaştıklarında ise Karissa gözlerini adamın evinde açar, artık o
Ignazio değil Naz olarak hayatına girmiştir bile. Olaylar bundan sonra
başlıyor ve Karissa yakışıklı Ignazio'ya karşı koyamıyor. Onunla
birlikte oluyor, onunla vakit geçiyor ama aslında kim olduğunu hiç
bilmiyor, geçmişi hakkında hiçbir şey öğrenemiyor ta ki kitabın sonuna
kadar. Daha fazla yazıp kitabın cazibesini kırmak istemiyorum. =))Yetişkin kategorisinde bir kitap olduğu için yine erotik bölümler var, Vitale yani kısaca Naz'ı "Senin yerinde olsaydım" kitabında ki karakter Chris'e benzettim biraz, yaşı, tavrı, duygusuzluğu, kuralları... Karissa'nın pek bir özelliği yok zaten kitabı Naz'ın hareket ve davranışları götürüyor. Sonu ise ikinci kitaba olan merakı arttırarak bitmiş ama ne yazık ki ikinci kitap henüz basılmamış bende merakta kaldım.
Etiketler:
Gözlerindeki Canavar,
J.M. Darhower,
Kitap Yorumları,
Yabancı Yayınevi
25 Ağustos 2015 Salı
Kır Çiçeği Tepesi - Kimberley Freeman
=========================================================================Bazen kader, hayatımızdaki kişilerle sınar bizi.
Ki hayaller bu sınavı geçmek için yeterli değildir...
1929 yılında Glasgow'da yaşayan genç, güzel Beattie'nin büyük hayalleri vardır, ta ki evli sevgilisi Henry'den hamile kalana kadar... Çocuğunu evlatlık vermek üzere dünyaya getirmeden hemen önce Henry karısını terk edip Beattie ile birlikte Londra'ya kaçmaya karar verir. Orada kendilerine yeni bir hayat kuracaklardır.
Tam seksen sene sonra kader, Beattie'nin torunu Emma'ya oyununu oynayacaktır. Ünlü bir balerin olan Emma, geçirdiği sakatlık nedeniyle kariyerinden vazgeçerek aile bağlarının olduğu Avustralya'ya dönmek zorunda kalır. Büyükannesinden ona kalan çiftliğe vardığında, tek amacı oradaki eşyaları düzenlemektir. Ancak dört bir tarafı sararmış fotoğraflar ve eski mektuplarla çevrili olan Emma, geçmişin tozlu sayfalarında kalan bir aile sırrını çözmeye çalışırken bulur kendini. Emma attığı her adımda büyükannesiyle kaderlerinin nasıl da bir örüldüğünü keşfedecektir.
Kır Çiçeği Tepesi, yalnızca iki kadının hikâyesini barındıran yürek burkan bir roman değil, ayrıca insanın elindeki gücü ve bu gücü keşfettiğinde neler yapabileceğini ortaya koyan bir başyapıt.
"Romanın gücü, Freeman'ın oluşturduğu karakterlerin yanı sıra aşk, nefret ve utancı nasıl işlediğine de dayanıyor. Hem Beattie hem Emma kendilerini yeni bir hayata başlarken buluyor. Okuyucuları kâh neşelendiren kâh üzen de bu kadınların hikâyesidir."
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı: 536
Baskı Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Hani bazı kitaplar vardır, sinemaya da
uyarlansın istersiniz, bundan çok güzel film olur dersiniz, bu kitapta
ki Beattie'nin hikayesi de aynı film gibi insanın gözlerinde canlanıyor.
Kitapta evli sevgilisinden hamile kalıp ve onunla Dünya'nın diğer ucuna kaçan ama düşlediği gibi bir hayat yaşayamayan Beattie ile balerinlik kariyerine mecburen son veren ve ölen büyükannesinin çifliğine giden torunu Emma'nın hayatlarını anlatıyor.
Beattie'ye kanım ısındı ama Emma çok bencil bir karakter kendisini sevemedim, birde kitabın sonu benim ümit ettiğim şekilde bitmedi. Keşke yazar bir iki sayfa daha yazıp benim merakımı giderseydi.
Kitapta evli sevgilisinden hamile kalıp ve onunla Dünya'nın diğer ucuna kaçan ama düşlediği gibi bir hayat yaşayamayan Beattie ile balerinlik kariyerine mecburen son veren ve ölen büyükannesinin çifliğine giden torunu Emma'nın hayatlarını anlatıyor.
Beattie'ye kanım ısındı ama Emma çok bencil bir karakter kendisini sevemedim, birde kitabın sonu benim ümit ettiğim şekilde bitmedi. Keşke yazar bir iki sayfa daha yazıp benim merakımı giderseydi.
Etiketler:
arkadya yayınları,
Kır Çiçeği Tepesi,
Kimberley Freeman,
Kitap Yorumları
6 Ağustos 2015 Perşembe
Angela'nın Külleri & Frank McCourt
Ekonomik kriz sırasında, Amerika'ya yeni gelmiş bir göçmen ailesinin çocuğu olarak, Broklyn'de dünyaya gelen ve İrlanda'nın Limerick kentindeki yoksul mahallelerde büyüyen Frank McCourt'un anıları böyle başlıyor. Frank'ın babası Malachy, genellikle çalışmadığı, çalıştığı zamanlar da aldığı parayı içkiye yatırdığı için, annesi Angela'nın çocuklarını bakıp besleyecek parası yoktur. Ancak aynı Malachy, sorumsuz ve garip bir adam olmasına karşın, Frank'in hikâye yazma yeteneğini ortaya çıkacaktır. Frank, babasının, İrlanda'yı kurtaran Cuchulain hakkında anlattığı hikâyelerle, annesine bebekler getiren, Yedinci Basamaktaki Meleğin hikâyesiyle beslenerek büyür. Belki de Frank'in hayatta kalmasının nedenidir bu hikâye . Frank, paçavralar giyerek, Noel yemeği için domuz başı dilenerek, ateş yakmak için sokak kenaklarından kömür toplayarak, yoksulluğa, açlığa ve akrabalarıyla komşularının umursamaz zalimliğine katlanır. Katlandığı gibi, hakâyesini, yaşama sevinciyle dolu, olağanüstü bağışlayıcı ve etkili bir dille anlatmak için sağ kalır.Her sayfası, Frank McCourt'un şaşırtıcı ve sevencen mizahı ile dolu olan ANGELA'NIN KÜLLERİ, bir klasiğin tüm belirtilerini veren muhteşem bir kitap. Why Should You Doubt Me' (Benden Niye Kuşkulanasın ki?) isimli kitabın yazarı, Mary Breasted'in dediği gibi, "Frank McCourt'un kitabı çok dokunaklı, çünkü insanın yüreğini dağlayan hikayesi gerçek. Hiç kimse, hiçbir zaman yoksullukla çocukluğu böyle anlatmadı. Frank McCourt'un hikaye yazmak için sağ kalması insanı hayrete düşürüyor. Böylesine bir pislik ve sefaletten, kusursuz bir başyapıt yaratabilmiş olması da az mucize değil"
Sayfa Sayısı: 463
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Duygusal yönü ağır basan kitaplara devam mı, devam. Dramanın dibine vurdum mu, vurdum.
Açlık ve sefalet içinde geçen bir çocukluk, sarhoş bir baba, zayıf bir anne. Birde bu yazılanların bir kurgu değilde yaşanmış bir hayat hikayesi olduğunu öğrenince daha bir üzülüyorsunuz. Yani mendiller yine yanınızda olmalı.
Yazar İrlanda da sefalet içinde geçen çocukluğunu günlük bir dille anlatıyor, daha çok hatıra anı tarzı yazılmış diyebilirim. O kadar akıcı ve sade bir dili var ki sıkılmadan bir çırpıda okuyorsunuz kitabı.
Filmi de çok güzel, çocukların oyunluğunu müthiş.
Hem kitabı okuyun, hem filmini seyredin. Sizde dramanın dibine dibine vurun.
Etiketler:
Angela'nın Külleri,
Frank McCourt,
Kitap Yorumları,
Opsilon yayın evi
2 Ağustos 2015 Pazar
Ardımda Kalanlar & Ellen Marie Wiseman
ıkmazdaysa yüreğiniz, hikâyemi dikkatli okuyun, belki de bu sizin hikâyenizdir…
Hiç uçurumun kenarında olduğunuzu hissettiniz mi? Ya da ayaklarınızın altındaki kaya parçalarının koparak düştüğünü… Ben artık öyle hissediyorum ve gitgide karanlığa düşüyorum. İhanetin en ağırını en yakınlarımdan gördüm. Anne ve babamdan… Tek suçum, onların isteklerine boyun eğmememdi. Tek suçum, onların değil de yüreğimin seçtiği adamı sevmemdi… Neden insanlar kendileri gibi olmayanı ötekileştirir ki? Bu başkaldırımın bedelini çok ağır ödüyorum. Bir akıl hastanesine kapatıldım. Tüm hayatım çalındı benden. Sevdiğim adam… Dünyaya getireceğim çocuğum belki de…
Ne zormuş insanın kendinde olduğunu ispat etme çabası. Ve artık aklım yerinde mi bilmiyorum ama yüreğimin hâlâ aklı başında. Buradan kurtulmak istiyorum. Gün yüzüne kavuşup rüzgârın saçlarımı savuruşunu hissetmek, denizin tuzlu kokusunu içime çekmek istiyorum. Tek ümidim bu yazdıklarımı birinin bulması. Ne kadar zaman alır bilinmez, fakat bu satırları okuyacak kişiye sesleniyorum: Benim adım Clara Elizabeth Cartwright ve bu, benim hikâyem. Seçim senin, ya hikâyeme ortak ol ya da diğerleri gibi görmezlikten gel beni… Ardımda Kalanlar, anlattıkları ve karakterleriyle kurgu ürünü olsa da hikâyenin çıkış noktası gerçeğe dayanmaktadır. Tüm gizemleri içinde barındıran, duygu yüklü bu kitabı gözyaşları eşliğinde bitirdiğinizde, kendinizi sorgulamadan edemeyeceksiniz…
"Muhteşem bir kurguya sahip olan Ardımda Kalanlar, tüm okul ve halk kütüphanelerindeki yerini almalı."
-Voya, Lindy Gerdes-
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı: 440
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Geçmişle bugünü harmanlayarak anlatılan bir hikaye daha...
Geçmişten gelen Clara ve bugünü yaşayan Izzy.
Clara, sevdiği adamı onaylamayan anne ve babası tarafından bir akıl hastanesine kapatılıyor. Daha sonra olaylar çorap söküğü gibi geliyor. Hastanede yaşananları okudukça yok artık diyeceksiniz.
Kendisinin deli olmadığına bir türlü inandıramıyor ve dahası hamile olduğunu söylediği halde kimse sağlık kontrollerini yapmıyor. Zamanı gelince bebeği doğuyor ve elinden alınıyor. Sevdiği adam onu buluyor, hastaneden çıkarmaya çalışırken ölüyor. Annesi babasını da kaybedince deli olmadığına kimseyi inandıramıyor ve yıllarca akıl hastanesinde ömrünü tüketiyor. Ömrünü tüketirken birçok deneylere ve acılara maruz kalıyor.Bir insan bu kadar acı ve eziyete nasıl katlanabilir...
Kısacası gani gani üzüleceğiniz, gözlerinizin dolacağı bir kitap.
Etiketler:
Ardımda Kalanlar,
arkadya yayınları,
Ellen Marie Wiseman,
kitap,
Kitap Yorumları
19 Temmuz 2015 Pazar
Geçmişin Karanlık Yüzü - Stuart Woods
Zor bir kadınım=========================================================================
ve artık bir süreliğine durmak,
az da olsa nefes almak istiyorum.
Fakat bunu gerçekleştirmem
mümkün mü, onu hiç bilmiyorum…
"Bu kitap tam bir heyecan fırtınası. Zor bir kadının kararlarına siz de ortak olacaksınız."
Publishers Weekly
"Sayfaları birbiri ardına, en akıcı haliyle dizmeyi başarmış bir yazar. Her sayfasında yeniden heyecanlanacaksınız."
Booklist
"İşler hiç bu kadar karışmamıştı. Stuart Woods, gerilim edebiyatının çok
büyük ustalarından biri."
Barnes and Noble
"Stuart Woods'un karakterleri can yakıyor. Geçmişin Karanlık Yüzü, bu kadar güzelliği içinde barındıran ender romanlardan biri."
New York Times
Sayfa Sayısı: 386
Baskı Yılı: 2012
Dili: Türkçe
Yayınevi: Martı Yayınları
İşte yine bir polisiye kitap.
Tess Gerritsen'in anlatım tarzına çok benzettim.
Konusuna gelince; Holly CIA da çalışmaktadır, mecbur kaldığı bir tatile çıkar ve eski nişanlısının ona bıraktığı eve geri döner. Burada kadınlara tecavüz edip öldüren bir seri katil vardır ve bu katilin kendisine saldırmasıyla olayların içinde bulur kendini.
Kitabın ortalarına geldiğimde iki kişiden süphelenmiştim ve sonlarına doğru birini eledim kafamda. Ve seçtiğim kişi sonunda katil çıktı. Sanırım polisiye kitapları fazla okuyunca sonucunu da tahmin edebiliyorsun. Birde kitapta erkekler sürekli nefis yemekler yapıyorlar, insanın karnı acıkıyor =)
Tess Gerritsen'in anlatım tarzına çok benzettim.
Konusuna gelince; Holly CIA da çalışmaktadır, mecbur kaldığı bir tatile çıkar ve eski nişanlısının ona bıraktığı eve geri döner. Burada kadınlara tecavüz edip öldüren bir seri katil vardır ve bu katilin kendisine saldırmasıyla olayların içinde bulur kendini.
Kitabın ortalarına geldiğimde iki kişiden süphelenmiştim ve sonlarına doğru birini eledim kafamda. Ve seçtiğim kişi sonunda katil çıktı. Sanırım polisiye kitapları fazla okuyunca sonucunu da tahmin edebiliyorsun. Birde kitapta erkekler sürekli nefis yemekler yapıyorlar, insanın karnı acıkıyor =)
Etiketler:
Geçmişin Karanlık Yüzü,
Kitap Yorumları,
martı yayınları,
Stuart Woods
18 Temmuz 2015 Cumartesi
Fatma Erdek - Melekler Zamanı
=========================================================================Hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir.
Aşk; herkesin yüreğindeki boşluğa göre şekillenen, herkesi farklı bir yerden vuran, herkesi başka bir iman ve ibadetle dolduran, öylesine sınırsız ve öylesine belirsiz bir kavramdı ki.
Aşk bir evrendi. Sonsuzluğun içinde, milyarlarca tür barındıran, kimi ateşten, kimi ışıktan, kimi dumandan, kimi yeşilden, kimi beyazdan, kimi sudan, kimi topraktan...
Milyonlarca farklı yıldız, canlı, cansız ve bilinmezden oluşan evren kadar zengin... Milyonlarca şarkıya, şiire ilham olacak kadar bereketli...
Kimine umut getirecek kadar parlak. Kimini umutsuzluğa mahkûm edecek kadar karanlık. İşte bu kadar değişken, bu kadar tanımsız bir şeydi aşk...
Bir tek, tarafları net ve değişmezdi. Bir "seven" bir de "sevgili..."
Yusuf ve Yesra... İki kardeş...Tek can... Ve onları ayıran babaları... Küçük Yusuf'u tarikatın emrine gönderirken, gencecik Yesra'yı yaşlı tarikat liderine eş olarak verir.
Sonra...
Sonrası mücadeleci Yusuf'un tarikattan kaçışı ve Barlas oluşu. Hayatı keşfi . Mucizelerin ona getirdiği hayatının melekleri Nesil ve Ekin. İç içe geçmiş, soluk soluğa okunan bir adamın iki hayat mücadelesi. Yesra ve Yusuf'un yürek burkan, sarsan hikâyesiyle irkilecek, Nesil ve Barlas'ın aşklarıyla yaşamın ne denli bir mucize olduğuna tanıklık edeceksiniz...
Sayfa Sayısı: 554
Baskı Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Ephesus Yayınlar
Neden daha önce alıp okumamışım ki ben bu romanı.
Fatma Erdek'in kalemini çok sevdim.
Öyle hüzünlendim öyle duygulandım ki okurken.Küçük Yusuf'a mı üzeleyim yoksa Barlas'ın haline mi bilemedim... Okurken aklım bıraktığım sayfa da kaldı, devamını rüyalarımda ben şekillendirdim diyebilirim.
İki hayat arasında sıkışıp kalan bir adam ve ona ışık olmak üzere gönderilmiş bir çocuk ve bir kadın... Ben çok sevdim kitabı mutlaka okuyun derim.
Fatma Erdek'in kalemini çok sevdim.
Öyle hüzünlendim öyle duygulandım ki okurken.Küçük Yusuf'a mı üzeleyim yoksa Barlas'ın haline mi bilemedim... Okurken aklım bıraktığım sayfa da kaldı, devamını rüyalarımda ben şekillendirdim diyebilirim.
İki hayat arasında sıkışıp kalan bir adam ve ona ışık olmak üzere gönderilmiş bir çocuk ve bir kadın... Ben çok sevdim kitabı mutlaka okuyun derim.
Etiketler:
ephesus yayınları,
Fatma Erdek,
Kitap Yorumları,
Melekler Zamanı
14 Temmuz 2015 Salı
Öksüzler Treni - Christine Baker Kline
=========================================================================Bazen içinizdeki çocuk geçmişinizde hapsolur ve siz o çocuğu kurtarmak için tüm umutlara sımsıkı sarılırsınız…
Binlerce çocuk düşünün, ya ailesini hiç tanımamış ya da ailesini kaybetmiş. Kimsesiz çocukları düşünün, gülen gözleriyle size bakan. Tek istedikleri sıcak bir yuvayken, tek umutları ise onları bilinmeyen geleceklerine taşıyan Öksüzler Treni'dir.
1929 yılı Amerika'sında Vivian Daly de o trende yolculuk eden çocuklardan sadece biridir. Küçük yaşta hayatın zorluklarıyla karşılaşan Vivian, bir şekilde kaderine yön vermek zorundadır. Bunu gerçekleştirme gücünü de ona nereden geldiğini hatırlatan aile yadigârı kolyesinde bulacaktır…
On yedi yaşındaki Molly Ayer, son şansını da tüketmek üzere olduğunun farkındadır. Ona bakmakla yükümlü olan aileyle arası iyice açılan Molly'nin tek şansı, kamu hizmeti adına doksan bir yaşındaki yaşlı bir kadının çatı katını temizlemeye bağlıdır. Molly bu işi gönülsüzce yapacak olsa da aslında o yaşlı kadınla ne kadar çok ortak yönleri olduğunu yaşayarak öğrenecek ve geçmişte hapsolan ruhlarını özgür bırakma yollarını onunla birlikte keşfedecektir.
Öksüzler Treni ikinci şansları, beklenmedik dostlukları ve bizi kim olduğumuzu keşfetmekten alıkoyan sırları barındıran muhteşem bir roman.
"Sürükleyici… Bir eve ait olma hissini arayan iki kadının yürek burkan hikâyesi."
-Publishers Weekly-
Sayfa Sayısı: 368
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Okurken karektere üzüldüğüm, "yazık ya" dediğim hikayelerden.
Öksüzler Treni 1850-1900lü yıllarda gerçekten var olmuş bir tren.
Kimsesi olmayan çocukları bu trene toplayıp kasaba kasaba gezdirip aile bulmaya çalışıyorlar.
Tabi aileler genelde kendilerine iş yapabilecek bedava çalışabilecek çocuklar aramakta.
Sefalet, açlık, hakaret, dayak, tecavüz girişimi daha 10 yaşlarında olan bir kızın yaşadığı travmayı düşünün...
Bu kitabı okurken elinizden bırakmak istemeyeceksiniz...
O küçük kıza yardım etmek isteyeceksiniz.
Hiçbir çocuğun böyle acılar çekmesini istemeyeceksiniz...
Öksüzler Treni 1850-1900lü yıllarda gerçekten var olmuş bir tren.
Kimsesi olmayan çocukları bu trene toplayıp kasaba kasaba gezdirip aile bulmaya çalışıyorlar.
Tabi aileler genelde kendilerine iş yapabilecek bedava çalışabilecek çocuklar aramakta.
Sefalet, açlık, hakaret, dayak, tecavüz girişimi daha 10 yaşlarında olan bir kızın yaşadığı travmayı düşünün...
Bu kitabı okurken elinizden bırakmak istemeyeceksiniz...
O küçük kıza yardım etmek isteyeceksiniz.
Hiçbir çocuğun böyle acılar çekmesini istemeyeceksiniz...
Etiketler:
arkadya yayınları,
Christine Baker Kline,
Kitap Yorumları,
öksüzler treni
13 Temmuz 2015 Pazartesi
Çalıkuşu - Reşat Nuri Güntekin
93 yıl önce yazılmış bir eser, 45 yıllık
bir kitap.
Kimilerinin bayılarak okuduğu kimilerinin ise klasik Türk
romanı diyerek okumaya gerek duymadığı bir eser.
90 küsür yıl önce
yazıldığını düşünmeyen için evet basit gelebilir ama o devir için bence
mükemmel bir eser.
Ben sevmiştim çeşit çeşit ismi olan:
Feride'yi
Çalıkuşu'nu
Gülbeşeker'İ
İpekböceği'ni...
Konusu hala aklında olan nadir kitaplardan birisidir. Bulursanız okuyunuz bence...
Etiketler:
çalıkuşu,
Kitap Yorumları,
reşat nuri güntekin
11 Temmuz 2015 Cumartesi
Kötü Çocuklar Serisi
Yetişkin kategorisinde olan "Kötü Çocuklar" tek bir ağızdan değil iki ana karakterin ağzından anlatılarak yazılmış, bu yönden kitapları çok sevdim. İçeriği okurken rahatsız etmiyor, gayet okunabilecek düzeyde. 3. kitapta yakında çıkar sanırım.
Etiketler:
kötü çocuklar,
optimum kitap,
soluk soluğa,
tukudan sırlara
10 Temmuz 2015 Cuma
Günaydın
Kitap, hem yazan için hem okuyan için, içindeki karanlıktan dışarı çıkaracak bir kapı sunuyorsa kitaptır.
4 Temmuz 2015 Cumartesi
Yıldız Tozu - Priscille Sibley
Bir aşk, kaç hayat eder?
Başarılı cerrah Matthew Beaulieu'nun bildiği tek hayat, çocukluğundan beri âşık olduğu kadın, yani Elle'dir. Ne var ki böyle büyük bir aşk için bile her şey tozpembe değildir. Elle ve Matt ne kadar isteseler de bir türlü evlat sahibi olamıyordur. Çünkü Elle'in hiçbir hamileliği sağlıklı bir şekilde sonlanmaz.
Ancak kaderin kötü sürprizleri bununla da sınırlı kalmayacaktır. Matt'in tüm dünyası Elle'in kaza geçirdiği haberiyle yıkılır. Bitkisel hayata giren Elle, sağlıklıyken açıkça bu şekilde hayatta tutulmak istemediğini belirtmiştir. Fakat Matt'in biricik aşkının isteğine rağmen onu hayatta tutmak için çok önemli bir nedeni vardır: Elle bir kez daha hamiledir.
Aynı bedendeki iki ayrı hayat, aynı kalpteki iki ayrı sevgi. Artık Matt yüreğini parçalayan o sorunun cevabını vermek zorundadır. Canından çok sevdiği eşi mi? Yoksa evladı mı?
Yıldız Tozu, uzun süre hafızalarınızdan silinmeyecek bir başyapıt. Okurken gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.
Sayfa Sayısı: 464
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Kitaplar hep güzel şeyleri anlatacak degil ya bu kitapta hüznü anlatıyor. (Gerçi yazar sürekli farklı zaman dilimlerin de dolaşmasa daha iyi olacakmış)
Sonlarına doğru okurken gözlerim doldu,
Sevmek, kaybetmek, zor bir karar vermek... Bir aşk, kaç hayat eder?
Bebek sahibi olmak isteyen bir çift ve bu uğurda ne kadar çok çaba harcadıkları ne kadar zorluklarla uğraştıkları ama hep bir engele takıldıklarını o kadar duygusal bir biçimde anlatıyor ki, üzülmemek elde değil.
Başarılı cerrah Matthew Beaulieu'nun bildiği tek hayat, çocukluğundan beri âşık olduğu kadın, yani Elle'dir. Ne var ki böyle büyük bir aşk için bile her şey tozpembe değildir. Elle ve Matt ne kadar isteseler de bir türlü evlat sahibi olamıyordur. Çünkü Elle'in hiçbir hamileliği sağlıklı bir şekilde sonlanmaz.
Ancak kaderin kötü sürprizleri bununla da sınırlı kalmayacaktır. Matt'in tüm dünyası Elle'in kaza geçirdiği haberiyle yıkılır. Bitkisel hayata giren Elle, sağlıklıyken açıkça bu şekilde hayatta tutulmak istemediğini belirtmiştir. Fakat Matt'in biricik aşkının isteğine rağmen onu hayatta tutmak için çok önemli bir nedeni vardır: Elle bir kez daha hamiledir.
Aynı bedendeki iki ayrı hayat, aynı kalpteki iki ayrı sevgi. Artık Matt yüreğini parçalayan o sorunun cevabını vermek zorundadır. Canından çok sevdiği eşi mi? Yoksa evladı mı?
Yıldız Tozu, uzun süre hafızalarınızdan silinmeyecek bir başyapıt. Okurken gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.
Sayfa Sayısı: 464
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Kitaplar hep güzel şeyleri anlatacak degil ya bu kitapta hüznü anlatıyor. (Gerçi yazar sürekli farklı zaman dilimlerin de dolaşmasa daha iyi olacakmış)
Sonlarına doğru okurken gözlerim doldu,
Sevmek, kaybetmek, zor bir karar vermek... Bir aşk, kaç hayat eder?
Bebek sahibi olmak isteyen bir çift ve bu uğurda ne kadar çok çaba harcadıkları ne kadar zorluklarla uğraştıkları ama hep bir engele takıldıklarını o kadar duygusal bir biçimde anlatıyor ki, üzülmemek elde değil.
Etiketler:
arkadya yayınları,
Priscille Sibley,
Yıldız tozu
3 Temmuz 2015 Cuma
Cennetin Rengi - E.V. Mitchell
Sophie Duncan herkesin hayalini kurduğu bir hayatı yaşıyordur. Başarılı
olduğu bir işi, mutlu bir yuvası ve bu yuvayı neşesiyle taçlandıran bir
de iki yaşında kızı vardır. Ancak bir gün aldığı bir haberle tüm dünyası
altüst olur. O zamana kadar yaşadığı hayatın bir yalandan ibaret
olduğunu anlayan Sophie, artık kaderini karşılama vaktinin geldiğinin
farkındadır. Yok saydığı annesiyle yüzleşerek geçmişindeki sırların
kilidini açacaktır. Ve öyle bir an gelecektir ki gerçekten yaşamakla
sevmenin ne demek olduğunu doğaüstü bir olayla keşfedecektir.
Cennetin Rengi her zaman umut vardır dedirten muhteşem bir hikâye. Aşkın gücünü, kendini yeniden keşfetmeyi, kalp kırıklığını ve iyileşmeyi anlatan bu romanı okurken, sayfaların akıp gittiğini anlayamayacaksınız. "Bu kitap tam anlamıyla yürek burkuyor." Romantic Times
Sayfa Sayısı: 336
Baskı Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Cennetin Rengi her zaman umut vardır dedirten muhteşem bir hikâye. Aşkın gücünü, kendini yeniden keşfetmeyi, kalp kırıklığını ve iyileşmeyi anlatan bu romanı okurken, sayfaların akıp gittiğini anlayamayacaksınız. "Bu kitap tam anlamıyla yürek burkuyor." Romantic Times
Sayfa Sayısı: 336
Baskı Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Kitabın başından itibaren duygu selinin yüklü olduğu güzel bir hikaye.
Okurken üzüleceksiniz, yazık bu kadına diyeceksiniz...
Bir insana bu kadar üzüntü fazla, kitaptaki olayları yazıp kitap ile ilgili hevesinizi kırmak istemiyorum ama çok güzel ve duygusal bir kitap.
Etiketler:
arkadya yayınları,
cennetin rengi,
E.V. Mitchell
2 Temmuz 2015 Perşembe
Yaramaz Çocuk- Dilek Tarıncı
"Ve ateş kül oluncaya dek yanmaya devam etti. Su ise buhar olacağını bilmesine rağmen savaşından vazgeçmedi."
Masal on sekiz yaşını doldurduğunda kaldığı yetimhaneden ayrılmak zorunda kalmıştı. Bu arada eski yurt müdürü tarafından ona İstanbul'da bir kolejde burs ayarlanmıştı. Kendine kalacak bir yer bulması gerekiyordu artık. Bir yandan da
İstanbul'a geldiğinde etrafında ilgiyle dolaşan insanlar ve karşısında köle olacak bir beyaz atlı prens hayal ediyordu.
Ancak ne yazık ki hayat masallardaki gibi değildi. Zaten "Bir varmış bir yokmuş" yerine "Lanet olsun!" ile başlayan bir masaldan ne beklenir ki?
Masal, karşısına çıkan, sırlarla dolu, karanlık Rüzgar'ın gizemini çözmeye çalışırken kendini ona aşık buluverecekti.
Kitabımızın ana karakteri olan Masal on sekiz yaşına girdiği için yetimhaneden ayrılıyor. Yeni okulunun ilk gününde görmemesi gereken gereken bir görmemesi gereken bir şeyi görür ve başına gelenlere katlanmak zorunda kalır.
Kitabımızın diğer ana karakteri olan Rüzgar ise okulun kötü çocuğudur. Bütün kızların gözü Rüzgar'dadır ama onun gözü Masal'dan başkasını görmez.
Rüzgar ve Masal kitabın başlarında sevgili numarası yaparlar tabi bu ne kadar numaradan olursa.
Wattpad çıkmış bir kitaptır. Klasik "İyi kızlar kötü çocuklardan hoşlanır." teması ele alınmış.
Kitabın en güzel yanı ise çilek kokulu olmasıdır. Ne alaka diye bilirsiniz bunu da kitabı okuyarak öğrenebilirsiniz.
Masal Rüzgar'ı karanlıktan kurtarabilecek mi ? Yoksa kendisi mi karanlığa teslim olacaktır.
Etiketler:
Dilek Tarıncı,
Kitap Yorumları,
Yaramaz Çocuk
Semerkant - Amin Maalouf
Titanic'te Rubaiyat!
Doğu'nun çiçeği Batı'nın çiçekliğinde!
Ey Hayyam!
Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!"
Amin Maalouf, "Afrikalı Leo"dan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü...
1072 yılında, Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlantik'te bit(mey)en bir serüven...
Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü / tarihi...
***********************************************************************************
Edebiyat dersinde ilgilenmediğim Ömer
Hayyam şiirlerini sevmeye ve tarih dersin de aklımda kalmayan Hasan
Sabbah'ı bu kitapla tanıdım diyebilirim. İçinde 2 farklı hikayeyi
barındırıyor.
Her sayfasını heyecanla okuduğum anlatımı akıcı ve akılda
kalan çok güzel bir kitap.
Nereden nereye dedirtiyor insana.
Ve kitaptan bir alıntı:
-Tiranic güvertesinde Rubaiyat! Batının gözbebeği dogunun nadide çiçeğini taşıyor! Hayyam, bize nasip olan şu güzel anı keşke kalkıp görebilseydin!
Paranoya - John Rector
John Rectorun karanlık ve büyüleyici psikolojik gerilim romanı
Paranoyada, Çiftçi Dexter McCray hem şüpheli hem dedektif oluyor.
Sorunlu geçmişinden kaçmaya çalışan bu adam, evi terkeden karısını
ölümle tehdit ettiğinin ertesi günü mısır tarlasının yanındaki kavak
korusunda genç bir kızın cesedini bulur. Masumiyetini kanıtlama umuduyla
gerçeği tek başına aramaya çıkar. Şimdi, ailesinden ve arkadaşlarından
ayrı ve cinayet sırasında nerede olduğunu kanıtlayacak bir mazeretten
yoksunken dağılmış bir hayatın parçalarını toplamasında ona yardım
edebilecek tek bir kişi vardır: Ölü kızın kendisi Rector, hikâyenin ve
Katil kim? tarzının karmaşıklığını anlamış, okuyucularını hem akılda
kalıcı hem de huzursuz edici bir yolculuğa çıkarıyor...
Çetin, karanlık ve akıcı bir macera... Harika bir anlatım.
- David Peoples
Paranoya, çağdaş romana unutulması güç, yeni bir ses getiriyor. John Rector, aldatıcı bir zarafetle her satıra karanlık bir titreşim kazandırmış. Baştan çıkarıcı türden bir psikolojik gerilim... Tek kelimeyle bayıldım!
- Sean Doolittle
John Rector, hasat zamanındaki bir traktör gibi ruhunuzu yarıp geçecek, fena halde sürükleyici bir roman kaleme almış. İyi kurgulanmış ve karanlık bu roman, okuyuculara deli bir adamın zihnine giriş bileti kesiyor. Paranoyaya kapılırken gelecek şoklara hazırlıklı olun.
- Suspense Magazine
Çetin, karanlık ve akıcı bir macera... Harika bir anlatım.
- David Peoples
Paranoya, çağdaş romana unutulması güç, yeni bir ses getiriyor. John Rector, aldatıcı bir zarafetle her satıra karanlık bir titreşim kazandırmış. Baştan çıkarıcı türden bir psikolojik gerilim... Tek kelimeyle bayıldım!
- Sean Doolittle
John Rector, hasat zamanındaki bir traktör gibi ruhunuzu yarıp geçecek, fena halde sürükleyici bir roman kaleme almış. İyi kurgulanmış ve karanlık bu roman, okuyuculara deli bir adamın zihnine giriş bileti kesiyor. Paranoyaya kapılırken gelecek şoklara hazırlıklı olun.
- Suspense Magazine
Kitap yorumunu okuyarak aldığım bir kitap,
ama ben o yorumda ki heyecanı kendim okurken yakalayamadım. Psikolojik
gerilim romanı olmasına rağmen beni pek etkilemedi. Okumasam da olurmuş
dediğim kitap oldu kendisi. Sanırım bu gerilim ve polisiye gibi romanlar bana göre değil. Ya da kitabı bitirmem uzun sürdü ondan belkide pek bir zevk alamadım kitabı okurken.
Aşk Adında Hayat - Michael Lee West
Gerçek aşkı bulmak mı, yoksa ondan kaçmak mı daha kolay?
Teeny Templeton, sonunda kaderin ona da güldüğünü düşünmektedir. Evlenecektir, kendi düğün pastasını kendisi yapacaktır ve o sıkıntılı geçmişini ardında bırakacaktır. Ta ki nişanlısını kendi evlerinin şeftali bahçesinde iki kadınla yakalayana kadar… Hem de çırılçıplak bir haldelerken…
Bu skandalın ardından düğünleri iptal olur. Ne var ki Teeny’nin başına gelenler bununla sınırlı kalmayacaktır. Nişanlısı bu olaydan birkaç gün sonra ölü bulunur ve herkes Teeny’nin suçlu olduğunu düşünür.
Tek umudu, artık başarılı bir avukat olan ilk aşkı Coop O’Malley’dir. Ancak onunla yüzleşmek demek, geçmişle de yüzleşmek anlamına gelmektedir. Peki, Teeny başına gelenlere rağmen kalbinin sesini dinleyip karşısındaki bu adama yeniden güvenebilecek midir?
Sıkıntıların bir şekilde güzelliklere yol verdiğini gösteren Aşk Adında Hayat, eğlenceli dili, müthiş kurgusuyla kalbinizi fethedecek.
Teeny Templeton, sonunda kaderin ona da güldüğünü düşünmektedir. Evlenecektir, kendi düğün pastasını kendisi yapacaktır ve o sıkıntılı geçmişini ardında bırakacaktır. Ta ki nişanlısını kendi evlerinin şeftali bahçesinde iki kadınla yakalayana kadar… Hem de çırılçıplak bir haldelerken…
Bu skandalın ardından düğünleri iptal olur. Ne var ki Teeny’nin başına gelenler bununla sınırlı kalmayacaktır. Nişanlısı bu olaydan birkaç gün sonra ölü bulunur ve herkes Teeny’nin suçlu olduğunu düşünür.
Tek umudu, artık başarılı bir avukat olan ilk aşkı Coop O’Malley’dir. Ancak onunla yüzleşmek demek, geçmişle de yüzleşmek anlamına gelmektedir. Peki, Teeny başına gelenlere rağmen kalbinin sesini dinleyip karşısındaki bu adama yeniden güvenebilecek midir?
Sıkıntıların bir şekilde güzelliklere yol verdiğini gösteren Aşk Adında Hayat, eğlenceli dili, müthiş kurgusuyla kalbinizi fethedecek.
Baş karakter Tenny Templeton, öldürülen
bir nişanlı, avukat olmuş ve aşkları yarıda kalmış bir sevgili ve bu
sevgilinin geri dönen karısı...
Aşk, romantizm, komedi, aksiyon ve
geçmişin bir araya toplandığı bir hikaye.
Ben kitabı çok sevdim
kesinlikle okuyacaklar listesine eklemelisiniz.
Etiketler:
aşk adında hayat,
Kitap Yorumları,
michael lee west
1 Temmuz 2015 Çarşamba
Düşlerin Ötesinde - Susan Gloss
Geçmişin acıları, aslında düşlerinizin ötesine açılan bir kapı olabilir mi?
Bazen eski bir bavula sığar bütün kalp kırıklıklarımız. Sararmış bir gelinlik anlatır yarım kalan hayallerimizi. Minicik bir kolye ucu sarıp sarmalar geçmişten kalan gözyaşlarımızı. Violet Turner'ın İkinci Şans adlı butiğinde sattığı her eski eşyanın da işte böyle bir hikâyesi var. Kocasından yeni boşanmış olan Violet, kalbindeki boşluğu yıllardır hayalini kurduğu butiği işleterek doldurmaya çalışmaktadır. Ancak tam da kaderin ona gülmeye başladığını düşündüğü günlerde butiğini de kaybetme tehlikesiyle yüz yüze gelir.
Violet'in yolu nişanlısı tarafından terk edilen, üstelik beş aylık da hamile olan genç April ve geçmişinin acılarıyla baş etmekte zorlanan Amithi ile kesiştiğinde üçü de hayatın onlara yepyeni sürprizler hazırladığından habersizdir. Bu üç kadın fedakârlığın, affetmenin ve aşkın büyüsüyle düşlerinin ötesine açılan kapıyı aralayacaktır.
Düşlerin Ötesinde, en büyük fırtınaların sonunda doğan güneşe inananların hikâyesi. Kalplerdeki her yaranın bir merhemi olduğunu size bir kez daha hatırlatacak olan bu sıcacık öykü adeta içinize işleyecek.
Sayfa Sayısı: 344
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Bazen eski bir bavula sığar bütün kalp kırıklıklarımız. Sararmış bir gelinlik anlatır yarım kalan hayallerimizi. Minicik bir kolye ucu sarıp sarmalar geçmişten kalan gözyaşlarımızı. Violet Turner'ın İkinci Şans adlı butiğinde sattığı her eski eşyanın da işte böyle bir hikâyesi var. Kocasından yeni boşanmış olan Violet, kalbindeki boşluğu yıllardır hayalini kurduğu butiği işleterek doldurmaya çalışmaktadır. Ancak tam da kaderin ona gülmeye başladığını düşündüğü günlerde butiğini de kaybetme tehlikesiyle yüz yüze gelir.
Violet'in yolu nişanlısı tarafından terk edilen, üstelik beş aylık da hamile olan genç April ve geçmişinin acılarıyla baş etmekte zorlanan Amithi ile kesiştiğinde üçü de hayatın onlara yepyeni sürprizler hazırladığından habersizdir. Bu üç kadın fedakârlığın, affetmenin ve aşkın büyüsüyle düşlerinin ötesine açılan kapıyı aralayacaktır.
Düşlerin Ötesinde, en büyük fırtınaların sonunda doğan güneşe inananların hikâyesi. Kalplerdeki her yaranın bir merhemi olduğunu size bir kez daha hatırlatacak olan bu sıcacık öykü adeta içinize işleyecek.
Sayfa Sayısı: 344
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Beni hep bu duygusal hikayeler mahvetti
:-) Yeni bir hayata başlayan Violet ve ikinci el dükkanı sayesinde
tanıştığı biri genç biri orta yaşta olan hayal kırıklıkları yaşayan iki
kadın. Bu üç kadının kesişen hayatları ve hayata tutunma çabalarını
anlatan güzel ve duygusal bir hikaye.
Ben sevdim umarım sizde
seversiniz.
Etiketler:
arkadya yayınları,
düşlerin ötesinde,
kitap,
kitaplar,
susan gloss
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















