4 Nisan 2017 Salı

Herkesleşme || Tunç İlkman

Kitabın adını gördüğüm zaman felsefik bir anlatımla kişisel gelişim kitabı olduğunu düşünmüştüm ama arka kapak yazısını okuyunca güzel bir aşk hikâyesi sanırım dedim. Ve iki tahminim de boşa çıktı.
Kitap sevdiklerini kaybeden Ömer’in intihar etmek istemesi ve bu intihar için arkadaşından yardım istemesi ile başlıyor. Kendi halinde biri diye kabul ettiğim Ömer’i okurken yavaş yavaş iç dünyasına girdim, yaşadıklarına üzüldüm, bazen hak ediyor dedim. Zaman geçtikçe kendi olmaktan çıkıp, nasıl bencil birine dönüştüğünü gördüm. Kitabın başlarında üzüldüğüm bu adama kitabın sonunda sinir oldum. En azından Zeyneb’e bunu yapmayacaktın Ömer çok kötüsün.
Yazarın yazım dili gayet akıcıydı, kitabı sıkılmadan ve merak içinde okutturdu. Ve yazar öyle bir final yapmış ki okuyucuyu ters köşeye yatırmış. Ne umdum ne buldum misali, kitabın son sayfalarına öylece bakakalıyorsunuz.
…Çünkü insan herkesi affeder de bir kendiyle barışamaz.
Hayat insanı vaktiyle kolayca hesap sorabildiği birinin, gün gelir halini hatırını soramaz eder.