20 Şubat 2016 Cumartesi

Gece || Elie Wiesel


Tüm İnsanlığa Okutulması Gereken Kitap."
-Oprah-

Transilvanya'nın Sighet şehrinde doğan Elie Wiesel, 1944'te, ailesiyle beraber Auschwitz, ardından Birkenau'ya gönderildiğinde henüz 16 yaşındaydı. Gece, onun bu hatıralarının kitabıdır: Bir daha hiç görmeyeceği annesi ve küçük kız kardeşinden ayrılışı, babasıyla açlığı, soğuğu, darbeleri ve işkenceyi paylaştığı kamplar… Ve insan onurunu kaybetmenin utancı.

Gece'yi bu denli ürpertici kılan şey; yazarın başından geçen olayları -mış gibi yapmadan, bir tepki olarak gösterilen her düşüncenin, korkunun ve acının resmini derin fırça darbeleriyle gözler önüne seriyor olmasıdır. Hafızalardan silinmeyecek bir tarihe tanıklığın küçücük bir kitaba sığdırıldığı bu dev şaheser, yüreğinizle sizi baş başa bırakacak.

1986'da Nobel Barış Ödülü'nü alan Wiesel, Boston Üniversitesi'nde fahri profesör unvanıyla ders vermektedir.



Bu kitap Eliezer Wiesel'in savaş sırasında naziler tarafından toplanıp kampa götürülmesini ve oradaki esaretini anlatan bir otobiyografidir.
Kitaptan o kadar çok etkilendim ki halime binlerce defa şükrettim sanırım. Rabbim kimseyi böyle zorluklarla sınamasın. Ben olsam aklımı kaçırırdım.

Eliezer dört çocuklu yahudu bir ailenin tek erkek çocuğu. İki ablası ve bir kız kardeşi var. 1944'te ailesiyle birlikte Auschwitz toplama kampına gönderiliyor. Kampta kadınları ve çocukları bir yere erkekleri başka bir yere ayırdıyorlar. Yüzlerce kişi var ama kimsenin ismi yok, herkesin koluna bir numara kazıyorlar. Ve bu saatten sonra kampta sağ kalmak için tüm duygularını kaybediyorlar.

Elie babasıyla birlikte kalabiliyor zaten tek desteği babası ama işkenceler o kadar ağır ki. Kıyafetsiz ve ayakkakabısız buz gibi soğukta dikiliyorlar, sabahları kahve, akşamları ekmek ve yağ veriyorlar, yiyecek yok, giyecek yok, yatacak yer yok. Sadece 15 yaşında bir çocuk ama gözleri her şeyi görüyor, insanları diri diri yakıyorlar, ibret olsun diye herkesin gözü önünde dar ağacında sallandırıyorlar. Belirli sürelerde eleme yapıyorlar ve bu elemeleri geçemeyenleri öldürüyorlar. Hiçbirşey yapamazsalar sebebsiz yere ellerinde ki demir çubuklarla vurup, hakaret ederek psikolojik baskı yapıyorlar. Eliezer ve babası son ana kadar bütün zorluklara dayanıyor ama babası dizanteri yakalanıyor ve zayıf ve yaşlı vücudu bunu kaldıramıyor ve ölüyor. 1945'te Buchenwald kampının Amerikan ordusu tarafından ele geçirilmesiyle Elie kurtuluyor.

Sanırım kitabın devamı da var ama şöyle bir konularına baktım. Gece'den sonraki hayatını anlatıyor sanırım.
Gece
Şafa Vakti
Gündüz
Kitabın otobiyografi tarzında yazılmış olması gözünüzü korkutmasın. Gerçekten yüreğinize dokunan bir kitap, mutlaka alıp okuyun derim.