29 Ocak 2017 Pazar

Beyaz Gemi || Cengiz Aytmatov


Annesini ve babasını hiç tanımamış 7-8 yaşlarında hiç arkadaşı olmayan bir çocuk düşünün. Dedesinden başka seveni yok. En büyük sığınağı hayalleri, dedesinden dinlediği masallar ve efsaneleri. Dedesinin dürbünü ile Isık Göl’e bakıp babasının içinde olduğunu düşündüğü Beyaz Gemi’ye balık olup yüzdüğünü hayal ettiği masum bir düşüncesi var. En çok dedesinin anlattığı Maral Ana efsanesini seviyor.

Bu çocuk o kadar yalnız ki vadideki kayalara isim takarak kendine arkadaş yapmış, dürbünü ve çantası ile konuşup hayallerini anlatıyor. Ailesi yanında olmadığı için ezik. Zalim eniştesini hiç sevmiyor, kendisine çocuk veremedi diye halasını sürekli dövüyor, yaşlı dedesine her işini yaptırıyor. Dedesini de anlıyor hem kızı için hem de bu yaşta nereye giderim korkusu yaşayarak sesini çıkartamıyor.

Kitaptaki isimsiz çocuğu okurken kendimi onun yerine koydum, yalnızlık ve sevgisizlik çok zor. Orozkul enişteye çok kızdım, dedeye de bir o kadar acıdım. Ve kitabın sonu hiçte mutlu bitmiyor. Hayatın acımasızlığı kitap sonunda bir kez daha yüzünü gösteriyor işte.