22 Ocak 2017 Pazar

Reşat Nuri Güntekin || Tanrı Misafiri


İçinde birçok hikâye bulunduran okunması keyifli bir kitaptı. Yazıldığı dönemin adetleri ve yaşam tarzı hakkında ipuçları bulabileceğimiz, kadın-erkek ilişkilerini, iş ve kişisel ahlakı anlatırken yerinde tespitleri ile mizahı karıştırarak anlattığı hikayelere bayıldım. Ama bu hikâyeler arasında mizahi yönü değil de insanlık ve acıma duygusu daha ağır basan “ Bir İstifa” hikâyesini çok sevdim.

Bu hikâyede askerliği yeni bitmiş bir muallim ilkokula yeni atanmıştır “En mesut günüm” cümlesini ders mevzusu olarak ele alıyor ve çocuklara bir bir soruyor. Kimisi babasının hapse girip anasıyla dayaktan kurtulduğu geceyi, kimisi ağır bir ameliyat sonrası temiz çarşaflarda yatıp, orada yediği et, süt ve kestane şekeri , kimisi ise en mutlu ve acı günü birlikte yaşadığını belirterek üç gündür aç kaldıklarını ve babasının ölüm haberi ile birlikte gelen para ile annesinin sıcak bir çorba yaptığını, çorbayı da içerken
gözyaşlarına karıştığını anlatıyor. Bu hikâyeleri dinleyen muallim istifa edip sebebi sorulduğu zaman “Biraz daha silah taşımaya ve kan görmeye ihtiyacı var. Öğretmenlik için lazım gelen metaneti ve kalp katılığını belki bu sayede kazanırım" diyor. ‼